Dünya ve Çocuk

Çocuk… Söylerken bile sevgiyi iliklerinde hissettiren kelime… Ve Dünya… Git gide çocukların fazla geldiği gezegen…

Aslında bugün için başka bir yazı hazırlamıştım ama dün akşam televizyonda haberlere bakarken, aklıma bebek mağazasında çalıştığım sırada müşterilerimden biriyle aramızda geçen bir diyalog geldi. Bu da sıkıntımı tazeleyip bu yazıyı yazmam gerektiğini düşündürdü.

O Diyalog…

Bir gün orta yaşın biraz üzerinde bir kadın geldi. Önce yalnızdı. Ürünleri anlattım biraz. Daha sonra bebek bekleyen gelini de katıldı. Bir ara hanımefendi (yaşımı küçük zannetmiş olacak herhalde), parmağımdaki yüzüğümü göstererek “aaa sen de mi evlisin?” dedi. Daha sonra aramızda şu şekilde bir diyalog gelişti:

Ben: Evet, yaklaşık 4 yıldır.

Müşteri: Ayyy pek de küçük duruyorsun yavrum. Çocuğun var mı?

Ben: Aslında çok da küçük sayılmam 🙂 Evet, 1 yaşında oğlum var.

Müşteri: Peki kim bakıyor çocuğuna?

(Bu soruyu sorduğu zaman, ‘el kadar bebeği bırakıp niye çalışıyorsun, sana ihtiyacı var onun’ gibi bir paylanma beklemiştim ama keşke böyle olsaydı. Zorunluluklar dahilinde çalışmak elbette ki kötü bir şey değil fakat yine de bana biraz sonra söyleyeceği şeydense böyle bir paylamada bulunmasını tercih ederdim.)

Ben: Annem bakıyor.

Müşteri: Aaaa iyi bari. E çocuğun da büyümüş artık, hazır annen bakıyorken yap bir tane daha?

Ben: (?!!!!)

Ben: Yok benim çocuğum küçük henüz, hem anne sütü veriyorum hâlâ. Hem çalıştığım için onunla doya doya vakit geçiremiyorum, bir de ikinci bir çocuğum olursa, ilk çocuğuma nasıl anne olabilirim?

Müşteri: Yok yok bir şey olmaz, yap sen bir tane daha.

Bu diyalog bir süre böyle gitti. Bir süre ikinci bir çocuk sahibi olmam konusunda bana diretti. Teyzeciğim Aile Bakanı mısınız, dememek için zor tuttum bir noktadan sonra kendimi. Ama benim asıl üzüldüğüm, takıldığım mesele; hanımefendinin bana böyle özel bir konudaki ısrarcı tavrı değil; dünyaya bir çocuk getirmeyi bu kadar basit bir ‘durum’ olarak görmesi. Ve böyle düşünen çok insan var ne yazık ki. Akrabamızın iş yeri olduğundan gün içinde en uzun ayrılığımız öğle uykusu saatlerinde olmasına rağmen henüz çok küçük olduğu için, yeterince ilgilenemiyor olmanın vicdan azabını bile yaşarken ben, dünyaya ikinci bir çocuk getirmeyi nasıl düşünebilirdim? Ve sırf bakan var diye…

Dünyaya çocuk getirmek ne demek?

‘Ben dünyaya getireyim o kendi kendine büyüsün, benim de çocuk duygum tatmin olsun’ demek mi? Bu kadar mı bu konu? Çocuk diyorum, bir çocuk… Bir canlı… Bir insan yavrusu… İnsanın en iyi, en güzel olduğu hali… Sadece dünyaya getirmek için doğurulur mu?

Dünyaya bile isteye bir çocuk getirmek, “ben bu çocuğa elimden geldiğince iyi bakabilecek, maddi manevi her konuda yetebilecek, ona her durumda gerekli sabrı ve anlayışı gösterebilecek yetkinlikteyim” iddiasında bulunmaktır. Bunu düşündüğümüzde, aklımızda bir tereddüt oluşuyorsa, yok yere düzinelerce çocuk sahibi olmanın bir anlamı yok.

Her zaman olmuyor, bazen bir çocuğun masrafları bile ağır gelebiliyor insana. Anneyiz, babayız istiyoruz ki en iyisini yapalım. Ama şartlarımız da üç aşağı beş yukarı malum. Bazen yetmiyor, bazen olmuyor. Ama yine de en azından madden yetmeyen yerde de manen doldurabilmek lazım aradaki boşluğu. Bir çocuğun maddi ihtiyaçları önemli, çok önemli ama şu da bir gerçek ki çocuğun karnından önce ruhunu doyurmak gereklidir. İşte her şeyden önce bu sabıra, bu merhamete sahip olmak gerek çocuk sahibi olmadan önce.

Acaba Anne-Baba(En Önce İnsan) Olmayı Yeterince Becerebiliyor muyuz?

Varsa yoksa benim çocuğum’cu aileler var mesela dimi? Bu aileler yalnızca kendi çocuklarının çocuk olduğunu, melek olduğunu; diğer çocukların ise birer canavar olduğunu düşünürler. Misal, parkta çocuklar oynuyordur, başka bir çocuk, o tip bir annenin çocuğunu bilerek ya da bilmeyerek itelemiştir. Annede bir hiddet! “Bana bak bana! Ne yaptığını sanıyorsun sen! Senin elini kolunu kırarım!” Bunları söylediği muhatabı bir ÇOCUK! Evet ortada hatalı bir durum var, fakat böyle bir durumda çocuğun annesi ile görüşülüp dikkatli olması söylenebilir. Ya da çocuk; “yavrum bak arkadaşının canını acıtabilirsin, biraz daha dikkatli oynayın olur mu” şeklinde BİR ÇOCUĞUN ANLAYACAĞI ÜSLUPLA uyarılabilir. Evlat sahibi olanların diğer çocuklara karşı bu kadar katı olmalarını özellikle anlayamıyorum. Çocuklara karşı daha bir merhametli olmaları gerekmez mi?

Bir de tabi kendi öz evladına hayatı dar eden anne babalar var. Buna bizzat bir zamanlar en yakın arkadaşım dediğim insanın evinde tanık oldum. Yaşları yakın iki çocuğu var. Uzun zaman sonra bir gün ziyarete gittiğimde gördüğüm; küçücük çocuklara (affınıza sığınarak yazıyorum) “Napıyorsun Gerizekalı, napıyorsun! Aptal! Alacaksın bunu böyle koyacaksın!” şeklinde hakaret içerikli olarak ikide bir bağırıyordu. Dayanamadım. “Ne yapıyorsun” dedim… “Onlar birer çocuk! Kötü olduğunu bilseler yaparlar mı?” Henüz çok küçük olan korkuyla gözlerini kocaman açmış; biraz daha büyük olansa, annesinin ona verdiği tepkiyi annesine aynen geri çeviriyordu. Bana “bak annesine nasıl davranıyor!” dedi. Anlatmak için çabaladım, onu rol model olarak gördüğünden kızgınlık anında nasıl tepki veriyorsa çocuğunun da aynen öyle tepki vereceğini söyledim. Bana “bir şey olmaz, senin daha ilk çocuğun, ne kadar yüzlersen o kadar tepene çıkar bunlar” şeklinde yanıt verdi. Evet kendi öz çocuğundan bahsediyor.

Önce İnsan Olabilmek Gerek

Halbuki herhangi bir çocuğun biyolojik annesi ya da babası olmadığı halde yüzlerce çocuğa annelik babalık yapan insanlar tanıyorum. Onun için anne baba olmaya karar vermeden önce, gerçekten nasıl bir anne, nasıl bir baba olacağınızı iyice ölçüp tartmalısınız. Anneden babadan önce insan olabilmemiz gerek.

Çocuk sahibi olmak dünyanın en güzel şeyi ama çocuk sahibi olmadan da çocuk sevebilmek, çocukları anlayabilmek, onları canavar gibi görmemek daha ayrı bir güzelliktir.

Ben çocukları hep çok sevdim ama çocukların bu kadar masum, bu kadar özel olduklarını görmüyordum. Hani kimi insanlar doğuştan anaçtır,(bir lise öğretmenim vardı böyle, nasıl sevgi dolu, merhamet dolu…) çocuk sevgisiyle doludur, çocukların kalbini görür ya; işte ben o derece değildim. Ta ki yavrumu kucağıma alana kadar… Onunla birlikte çocukları daha da çok sever oldum. Görmeye başladım, masumiyetlerini, güzelliklerini… İstisnasız, dilsiz, dinsiz, ırksız her çocuğun… O zamandan sonra daha iyi anladım çocuklara karşı öfke duyabilmenin ne kadar saçma, mantık dışı bir şey olduğunu.

Dünya Gerçekleri…

Dünya çocukların güzelliğini, masumiyetini taşıyabilen bir gezegen mi? Bunca acı, kıyım, insanlık dışı olaylar yaşanıyorken… Ve çocuklar bunca zulme maruz kalıyorken… Bir çocuğun tek derdi, oyun oynamak, acıkmak, uyumak, gülmek olmalıyken; dünya buna izin veriyor mu? Doğuruyoruz, doğurmak için, düzinelerce… Bakıp bakamayacağımız önemli değil; ALT TARAFI ÇOCUK İŞTE, BÜYÜR BİR ŞEKİLDE NASIL OLSA. Dünya çalkalanıyor, zombiye çeviren uyuşturucu yaygınlaşıyor diye. Ama biz düzinelerce doğuralım; o büyür… İşsizlik, eğitimsizlik? Ama o büyür…

Yani aslında dünya dediysem de, suçlu dünya değil ki. Suçlu dünyayı bu hale getirebilmeyi başarmış insanoğlu.

Anne Baba Olmayı Seçtiysek;

Yerine göre çok zorlanmayı, uykusuz kalmayı, yorulmayı göze alabilmemiz gerek. Çok kızdığımız zamanlarda bile sabır göstermeyi bilmemiz gerek. Kurallarımızı, görevlerimizi, sorumluluklarımızı bıkmadan usanmadan anlatabilmemiz gerek. Bağırıp çağırmakla, hele hakaretle dayakla anne baba olunmaz. “Çocuk öyle ya da böyle büyür” zihniyetinin ürünü olan bu davranışlar, anne babaları sadece canavarlaştırır, anne baba yapmaz.

Biz bütün ilgimizle, sevgimizle, emeğimizle, maddi gücümüzle elimizden geldiğince tek çocuğumuza yetmeye çalışıyoruz. Elbet isteriz bir melek daha cıvıldasın hanemizde, fakat bu ciddi bir karar. Absurt sebeplerle alınamayacak kadar ciddi bir karar.

Çocuk değerlidir. Çocuk önemlidir. Çocuk özeldir. Bir “doğurayım büyüsün”den ibaret değildir! Dünyaya gelen her çocuk sevgiyle, güzelliklerle büyümelidir. İmkanlar dahilinde en iyi şekilde bakılmalıdır. Tüm bu olanaklar sağlanamıyorsa sadece çocuk olsun diye çocuk yapmak, bir yavruya haksızlıktır! İstismardır. Dünyaya getiriyoruz, bizim isteğimizle dünyaya geliyor, kendi iradesi ile değil! Bu yüzden annelik babalık yapabileceksek getirilmeli dünyaya çocuk! Anneannelere babaannelere sevmelik torun olsun diye değil. İnsan bu, kukla değil…

Son Yazılarımdan Haberdar Ol!

E-Mail listeme kayıt olursanız son yazılarımdan haberdar olabilirsiniz..

Dünya ve Çocuk” için bir yorum

  • Kasım 8, 2017 tarihinde, saat 2:06 pm
    Permalink

    Çocukları gerçekten nasıl yetiştirdiğimiz çok önemli. Çocuk yaşta çocukluk yapmayı unutturuyoruz onlara.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir