Çocuk istismarına karşı çocuklar nasıl bilinçlendirilmeli

Ülkemizde ve dünyanın hemen her yerinde çocuklara yapılanlar kanımızı donduruyor, canımızı en derinden yakıyor. Çocuk istismarına karşı soğuk kanlı durabilmek, tahammül etmek imkansız! Söz konusu bir çocuksa, hangi milletten, hangi ırktan, hangi dinden olduğu önemli olmuyor; bütün dünya ağlıyor çocuklar için. Bir yandan dünyanın her yerinde, başına çok büyük kötülükler gelen çocuklar için acı çekiyor, ağlıyoruz; bir yandan anne babalar olarak kendi evlatlarımız için endişeleniyoruz. Bu acının, bu korkunun bir haddi yok ne yazık ki… Adına biyolojik bir tür olarak ‘insan’ denen bir varlığın (varlık bile denemez ya! İnsan demeye yeğdir!) bir yavruya nasıl böyle acımadan zarar verebildiğini anlayabilmek mümkün değil. Fakat demek ki caydırıcılık konusunda bir takım problemler var ki; bu tür olayları sıkça duyar olduk!(!)

Bu noktada evlatlarımızı bilinçlendirmek hayati önem taşıyor. Çocuk istismarına karşı çocuklarımızı bilinçlendirmek için yapabileceğimiz bazı şeyler var. Fakat öncelikle, bu bilinçlendirmeyi yaparken çocuklarımızı endişelendirmemenin ya da kendi korku ve endişelerimizi onlara hissettirmemenin çok önemli olduğunu unutmamak gerekir. Amacımız çocuklarımızın küçücük kalbine korku salmak değil, onları bilinçlendirmek. Peki, çocuk istismarına karşı yavrularımızı nasıl bilinçlendirebiliriz?

Çocuk istismarına karşı çocukları bilinçlendirme

Bu bilinçlendirme ne kadar erken yapılırsa o kadar iyi. Uzmanlara göre çocuğun 2 yaşından itibaren kavramsal bilgileri gelişmeye başlıyor. Bu sebeple çocuğa çocuk istismarına karşı 2 yaşından itibaren vücut bütünlüğü ve özel bölgelerinin bulunduğu anlatılmaya başlanmalı. Özel bölgeleri ve vücudu anlatıldıktan sonra, vücudunun bütünüyle kendine ait olduğu ve vücudu üzerinde söz hakkının kendisine ait olduğu, anlayabileceği biçimde mümkün olduğunca sade, net şekilde anlatılmalı.

Her çocuğun ebeveyniyle diyaloğu farklıdır, yani çocuğa, anlatılmak istenenin en kolay nasıl anlatılabileceğini en iyi ebeveyni bilir. Fakat genel çizgide anlatılması gereken şudur: “Bu senin vücudun, vücudunda kolların bacakların, vs.. var. Vücudun sana ait. Vücudunda bazı özel bölgelerin de var. Bu bölgeler senin sınırın. Bu bölgelere senin iznin olmadan hiçkimse dokunamaz. Yalnızca anne ve baba seni yıkarken ya da giydirirken dokunabilir. Bir de anne ve babanın yanında olması koşuluyla doktor, seni muayene ederken dokunabilir. Bunlar dışında, iznin olmadan dokunulması halinde çığlık atabilir, hayır diye bağırabilirsin”

İyi dokunuş – Kötü dokunuş

Bunun dışında “iyi dokunuş” ve “kötü dokunuş” kavramları da çocuk istismarına karşı zaman içinde öğretilmelidir. İyi dokunuş ifade edilirken; onu rahatsız etmeyen, kendisini kötü hissetmesine sebep olmayan davranışlar olduğu anlatılmalı. “Annemiz bize sarıldığında, bizi öptüğünde kendimizi iyi hissederiz. Bu iyi dokunuştur”

Kötü dokunuşun ise; böyle bir dokunuşla karşılaştığında kendisini kötü hissedeceği, rahatsız olacağı, özellikle özel bölgelerine yönelik davranışlar olduğu anlatılmalı.

Ne yapmalısın?!

Çocuğumuza vücudu ve sınır bölgeleri ile iyi dokunuş ve kötü dokunuş öğretildikten sonra ise, kötü dokunuş ile karşılaştığında ne yapması gerektiği anlatılmalı. “Biri kötü dokunuşta bulunursa, güçlü bir çığlık atıp oradan uzaklaşmalı, güvenilen birinden yardım istemeli.”

Çocuğun anne ve babadan korkmaması çocuk istismarına karşı çok büyük bir önem taşıyor. Ayrıca çocuğun böyle bir durum yaşadığında utanmaması, kendini suçlu hissetmemesi, çekinmeden anlatması gerektiği de uygun şekilde aktarılmalı.

İstemediği bir davranış karşısında “hayır!” diyebilmelidir.

Çocuklarımıza her şeyden önce “hayır” demeyi öğretmemiz gerekiyor. Basit bir örnekle; çocuğunuza aldığınız oyuncaklar ona aittir. Misafir geldiğinde çocuğunuza sormadan oyuncaklarının verilmesi ya da o vermek istemediğinde sert biçimde vermeye zorlanması büyük bir yanlıştır. Bunun yerine oyuncaklarının ona ait olduğu, isterse arkadaşıyla paylaşabileceği söylenmeli. Paylaşırsa daha eğlenceli vakit geçirebilecekleri yönünde de teşvik edilmeli. Söz hakkının kendisinde olduğunu gördüğünde zaten bir inatlaşma durumuna girilmemiş olacağından, kendiliğinden paylaşacaktır… Böylece çocuk ‘kendisine ait olan’ hakkında söz sahibi olabilecek kişinin yalnızca kendisi olduğunu öğrenecektir. Ve bu öğretiyi vücut sınırları ile ilgili de uygulayacaktır.

Yıllar önce bir yazı okumuştum, yazının bir bölümünde diyordu ki; çocuklardan anne babanın odasına girerken kapı vurmasını talep ediyoruz; çünkü orası bize ait; peki, biz çocuklarımızın odasına girerken neden aynısını yapmıyoruz? Düşününce ne kadar mantıklı değil mi? Bir otorite olarak, onun kendisiyle ilgili konulardaki otoritesini yok saymış olmuyor muyuz? Zamanla kendi otoritesini kaybedip anne baba ve diğer tüm otoritelere boyun eğen bir çocuk…bir genç…bir yetişkin… Yani aslında çocuk yetiştirirken böylesi küçük ayrıntı gibi görünen konularda bile olabildiğine hassas olmak gerekiyor. Bir bakıma “kelebek etkisi”…

Çocuğumuzu doğru olana yönlendirmek annelik babalık vazifemiz, fakat güçlü, kendini korkmadan çekinmeden ifade edebilecek çocuklar yetiştirebilmemiz için bu vazifeyi yerine getirirken çocuklarımızın ” aitlik sınırlarını” aşmamamız gerekiyor.

Çocuklarımızın kendi vücutlarının sınırlarını kavrayabilmeleri ve istemedikleri davranışlar karşısında güçlü şekilde ‘hayır!’ diyebilmeleri için, anne babaların dahi çocuğun izni olmadan fiziksel temas(öpmek, sarılmak) kurmamaları gerekir. “Canım oğlum, seni öpebilir miyim?” Bu, çocuğun kendi vücudu üzerinde yalnızca kendisinin söz sahibi olabileceğinin ve izni olmadan hiçkimsenin dokunamayacağının bir çeşit hatırlatmasıdır ona. Bizler çocuklarımızı dünyaya getiren, onları iyi ve doğru şekilde büyütmekle sorumlu ebeveynleriyiz. Çocuklarımız bizim malımız değil, sorumluluğumuz. Yani anne babalar olarak biz bile çocuklarımızın sınırlarına saygıyla yaklaşmalıyız. Ancak bu sayede çocuk istismarına karşı onlara öğrettiklerimiz gerçekçi ve kalıcı olur.çocuk istismarına karşı çocukları nasıl bilinçlendirmeliyiz?

Ayrıca; Çocuk istismarı nedir, hangi türleri bulunur  ve  Çocuk nedir! ve   Dünya ve Çocuk başlıklı içeriklere de göz atabilirsiniz.

Son Yazılarımdan Haberdar Ol!

E-Mail listeme kayıt olursanız son yazılarımdan haberdar olabilirsiniz..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir